
Sıkı ekonomik politikaların etkileri görülmeye başlandı...
"Belirsizlikle savaş, büyümeyi ivmelendirme" başlığıyla, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Ekonomik Görünüm Raporu'nu açıkladı.
RAPORUN DETAYLARI
Rapora göre, son aylarda ekonomi ve ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler belirgin bir artış gösterdi.
Bu belirsizliklerin artması, iş dünyası ve tüketici güvenini olumsuz etkileyerek, ticaret ve yatırımları baskı altına aldı.
TÜM DÜNYADA BÜYÜME ORANLARI DÜŞÜRÜLDÜ
Bu durum karşısında OECD, küresel ekonomiye yönelik büyüme tahminini aşağıya çekti.
Geçen yıl yüzde 3,3 olan küresel büyüme oranının, bu yıl ve 2026'da yüzde 2,9 olacağı tahmin ediliyor.
OECD'nin mart ayında yayımladığı Ekonomik Görünüm raporunda, bu yıl ve 2026'da küresel ekonominin sırasıyla yüzde 3,1 ve yüzde 3 büyüyeceği öngörülmüştü.

AMERİKA KITASININ EKONOMİSİ
Ekonomik durgunluk, öncelikle ABD, Kanada ve Meksika'da hissedilirken, Çin ve diğer ülkelerde daha az etkisi olacağı tahmin ediliyor.
Geçen yıl yüzde 2,8 büyüme kaydeden ABD ekonomisinin, bu yıl yüzde 1,6 ve 2026'da yüzde 1,5 büyüme göstermesi bekleniyor. Daha önce OECD, ABD ekonomisinin bu yıl yüzde 2,2 ve 2026'da yüzde 1,6 büyüyeceğini öngörmüştü.
Avro Bölgesi'nde ise, 2024'teki yüzde 0,8 büyümeden bu yıl yüzde 1 ve 2026'da yüzde 1,2'ye çıkması bekleniyor.
Çin'in ekonomik büyümesi 2024'teki yüzde 5'ten bu yıl yüzde 4,7 ve gelecek yıl yüzde 4,3'e düşmesi bekleniyor.
Daha önce OECD, Çin için bu yıl ve 2026'ya yönelik sırasıyla yüzde 4,8 ve yüzde 4,4 büyüme tahmini yapmıştı.
TÜRKİYE EKONOMİSİNİN 2026'DA TOPLANIYOR
Türkiye ekonomisi, 2023'te yüzde 5,1 büyüdükten sonra 2024'te yüzde 3,2 büyüdü.
Bu yavaşlama, ekonominin iç tüketime olan bağımlılığının azalması ve net ihracatın daha fazla katkı sağlamasıyla oluşan re-dengeleme sürecine girdi.
Türkiye'de nisan ayından itibaren enflasyon hızla düşmeye başladı, mart ayında yaşanan Türk lirası değer kaybı, ithalat kaynaklı enflasyon üzerinde şimdilik sınırlı bir etki yarattı. Bu etki, politika faizindeki son artışın da etkisiyle sınırlı kaldı.

BÜYÜME ORANLARINA DAİR TAHMİNLER
OECD, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 2,9 ve gelecek yıl yüzde 3,3 büyümesini bekliyor.
Daha önce OECD bu oranları sırasıyla yüzde 3,1 ve yüzde 3,9 olarak tahmin etmişti.
Rapora göre, daha sıkı mali koşullar ve mali konsolidasyon, hanehalkı tüketimini kısıtlarken, bu yıl özel sektör yatırımları ve ihracattaki büyüme zayıf dış ticaret nedeniyle yavaşlayacak, ancak 2026'da kademeli bir toparlanma bekleniyor.
Sıkı para politikasının etkisiyle enflasyonun önemli ölçüde düşmesi ve yıllık ortalama enflasyonun bu yıl yüzde 31,4'ten gelecek yıl yüzde 18,5'e düşmesi bekleniyor. Yıllık enflasyonun 2026'nın son çeyreğinde yüzde 15 civarına düşeceği tahmin ediliyor.
ABD'nin yüksek gümrük tarifelerinin Türkiye ekonomisini dolaylı olarak etkileyebileceği düşünülüyor. Bu durumda, Türkiye'nin bazı ihracat sektörleri, Avrupa'nın talebindeki olası bir yavaşlamadan etkilenebilir.
Türkiye'nin ABD'ye yaptığı mal ihracatının yüzde 10'luk genel gümrük tarifesine tabi olması, bu ihracatın toplam içinde yüzde 6 paya sahip olması ve GSYH'nin yaklaşık yüzde 1'ini oluşturması nedeniyle etkisinin sınırlı olacağı öngörülüyor.

PARA POLİTİKASI, ENFLASYON DÜŞÜŞÜNDE BELİRLEYİCİ
Rapora göre, sıkı para politikası, enflasyonun azalmasında kilit rol oynadı. Enflasyonun düşmeye devam etmesi ve belirsizliklerin azalmasıyla, politika faizinde kademeli bir gevşeme için alan oluşması bekleniyor. Herhangi bir küresel veya ticari gerginlik yaşanmaması durumunda, politika faizinin 2026 sonunda yüzde 25'e düşeceği tahmin ediliyor.
Dezenflasyon sürecinin ilerlemesiyle, 2025 sonundan itibaren daha az sıkı para politikasının tüketim ve yatırımları artırması bekleniyor.
Bu bağlamda, Türkiye'de makroekonomik istikrar politikalarının devam ettirilmesi ve enflasyonun kalıcı olarak hedefe yaklaşması için istikrar öncelikli politika çerçevesinin korunması önerilirken, tahmin edilebilir bir politika ortamının yatırımcı güvenini artırarak doğrudan yatırımların çekilmesine yardımcı olacağı tahmin ediliyor. Yapısal reformların Türkiye'nin büyüme potansiyelini artırabileceği öngörülüyor.
Ayrıca, Türkiye'de bütçe açığının GSYH'ye oranının 2024'teki yüzde 4,9 seviyesinden 2025'te yüzde 3,3'e ve 2026'da yüzde 3'e inmesi, bu mali konsolidasyonun sermaye ve transfer harcamalarının azaltılması ve gelir performansının artmasıyla sağlanması bekleniyor.










